WhatsApp Image 2021-03-07 at 21.54.00-44cdfd75

Acıya Orantılı Meşrulaştırma

Ne demek bu meşrulaştırma? Her şey meşru hale mi geldi? Ya da ilk başlarda bize canice gelen insanlar, korkunç olan durumlar artık öyle değil mi? Bir kadının nasıl öldürüldüğüne göre mi karar veriyoruz, suçun büyüklüğüne? Sanki etrafımızda ki zalimce işlenen bazı suçlar meşru bir hal aldı.

12 YIL ÖNCE…

3 Mart 2009 tarihine gidelim ve Münevver Karabulut cinayetini hatırlayalım. Nasıl öldürüldü ve kim öldürdü herkes tarafından biliniyor çünkü günlerce, haftalarca haber kanallarından düşmedi. Tüm gazete manşetlerinde olan bu cinayet için yürüyüşler, eylemler yapıldı. Yapılması da gerekirdi ve katilin en ağır cezayı alması (o bile hafif kalır) gerekiyordu. Katil Cem Garipoğlu 24 yıl hapis cezası aldı yalnızca.  

Bu tarihten önce de kadın cinayetleri sürüyordu şüphesiz fakat bazılarına intihar denmiş bazılarından hiç haberimiz olmamış, bazıları ise belki hiç bulunamamış öylece üstü kapatılmıştı.

Özge Can Arslan cinayeti, aynı şekilde günlerce haberlerde verildi, cinayet nasıl işlendi tüm detayları verildi. Katili ağırlaştırılmış müebbet ve 29 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Özge Can’ın suçu ise sadece dolmuşa binip evine gitmek istemesiydi. Bu iki ismi Vikipedi’ de bulabilirsiniz. İki kadın cinayeti ama farklı cezalar mı? Cinayetlerin nasıl işlendiğini hatırladığınıza eminim fakat cezalar arasında ki bu uçurum neden? Münevver Karabulut’un katili müebbet hapsi hak edecek kadar büyük bir suç işlemedi mi?

Şule Çet cinayeti, haberlerde cinayet detaylarını öğrendiniz tabi ki herkes gibi. Kurtulmak istedi, diğer kadınlar gibi o da kurtulmak istemişti… Katil müebbet artı 12 yıl hapse mahkum edildi.   

Pınar Gültekin, onun içinde yürüyüşler yapıldı, sosyal medyadan vicdan rahatlatmak için birçok tweet atıldı (herkes değil elbette bu laf yerini bulur), bazıları gerçekten adalet istiyordu diğer öldürülen tüm kadınlarda yapıldığı gibi.

ÖLMEK İSTEMİYORUM!

Emine Bulut cinayeti, video çeken biri ve yine haberlerde cinayet detayları, sosyal medyadan atılan tweetler…

Kanımızı donduran görüntülerdi bunlar ama bazıları için değil çünkü kadınlar katledilmeye devam ediyordu.  Katili ise ağırlaştırılmış müebbet yerine sadece müebbet cezası aldı.

Bazı öldürülen kadınlar ise sadece isimleriyle kaldı. Katilleri tutuklandı mı? Ya da onlar için de tweetler atıldı mı? Sessizce mi gittiler? Belki adaletin yerini bulması için uğraşan aileleri vardır. Kimsenin seslerini duymadığı ya da kulak tıkadığı.

Adalet, bizim kadınlarımız için hiçbir zaman yerini bulmuyor. Emine Bulut’un on yaşında ki kızına gidip adaleti anlatın. Annesini son gördüğünde “ANNE! NE OLUR, ÖLME!” dedi. Çok şey istemedi aslında…

KARŞIMA KİM ÇIKARSA ÖLDÜRMEK İSTEDİM!

CEREN ÖZDEMİR, onun da diğer öldürülen tüm kadınlar gibi hayalleri vardı ama gerçekleştiremedi. Onun tek suçu ise o an evinin önünde bulunmaktı sanırım. Katil sırf birini öldürmek istedi diye sadece birinin hayatına son vermek istedi diye öldü o. Ne anneler kızlarına ne de kızlar annelerine doyamadan toprağa gömüldüler. Bazılarının ise toprağa gömülecek bedeni bile yoktu… Çünkü onların psikolojisi bozuktu çünkü onlar sarhoştu çünkü onlar erkekti ama insan değildiler.

Bizim kadınlarımız sevdi öldürüldü, kız çocuk doğurdu öldürüldü, boşandı öldürüldü, çocuğu olmadı öldürüldü, mini etek giydi öldürüldü, kapalı giyindi ama yine öldürüldü. Açıktı tahrik etti dedi hafifletici sebep dediler, kapalıydı dikkatimi çekti dedi hafifletici sebep dediler, kadınlar ne yapsa suçlu oldu ama onların hep hafifletici sebepleri oldu.

Peki nasıl meşrulaştırdık?

Öldürülen tüm kadınlar acı çekerek öldü. Kimileri öldürülme anında kimi de belki yıllarca süren acılar sonunda ama önemli olan bu değil kadını uyutup acı çektirmeden öldürmesi de cinayet olur. İşkence kabul edilebilir değil elbette ama katilin işkence yapmamış olması o kadının zalimce katledildiği gerçeğini değiştirmez.

Sosyal medya adaleti sağlıyor dedik ama sağlamadı ne sosyal medya ne de mahkemeler. Kadınların nasıl öldürüldüğünü her yerde paylaşıp katillere yol gösterdik yetmedi eğer yakalanırsalar pek bir ceza almadıklarını hatta isimlerinin bile verilmediğini gösterdik. Belki de şiddet gören bir kadına senin sonun da böyle olur! Demesine sebep olduk.

Biz adaleti aradık, biz mi suçluyuz şimdi demeyin. Sosyal mecralarda paylaşımlar yapıp üst katta ki, yan evde ki belki bir kadın akrabamızın gördüğü şiddetten hiç haberimiz olmadı. Karı-koca aralarına girmeyelim, dedik. Video çekip paylaşmak daha kolay geldi belki de. Psikopatın teki önce kadın cinayetleri bitsin diye tweet atıyor ardından evinde eşine, kızına şiddet uyguluyor, göz yumduk. Kadına şiddet gösterilen dizi yaptılar reytingler havada uçtu. Eğlence programları yaptılar gülüp geçtik. Sonra klavye başına geçip kadına şiddete hayır dedik.

Sosyal mecralarda birçok kadın tehdit mesajları alıyor. Şiddetin psikolojik boyutunu anlatmıyorum bile çünkü tehditlerini gerçekleştirmese bile kadının geri kalan hayatında hep korkarak yaşaması kabul edilebilir değil.

Birkaç saat gündemde tutup daha sonra her şey normalmiş, tüm dünya şiddetten arınmış, bütün suçlular cezasını bulmuş gibi vicdanımız rahat olmasın! Çünkü bitmiyorlar. Devlet, umarım en yakın zamanda kadın cinayetleri için caydırıcı cezalar vermeye başlar ve kadınları korumaya çalışanlar ceza almaz artık. Şiddet gören kadınlar düzelir diye susmasın ve etrafındakiler onları asla yalnız bırakmayın ki artık cinayete kurban gittikleri için değil de başarılarını gündem yapalım.

Sabiha Gökçen, ilk kadın pilotumuz, Fatma Refet Angın ilk kadın öğretmenimiz, ilk kadın romancımız Fatma Aliye Topuz, ilk kadın doktorumuz Safiye Ali, ilk kadın mühendisimiz Sabiha Gürayman. Tarihimize adını yazdıran Şerife Bacı, Halide Edip Adıvar, Halime Çavuş, Nezahat Onbaşı, Çete Emir Ayşe, Fatma Seher Erden, Gördesli Makbule, Tayyar Rahmiye, Hafız Selman İzbeli… Ve daha niceleri Kurtuluş Savaşında ülkemiz için savaştı. Bu ülkeyi erkekler tek başına kurtarmadı, kadınlarımız da çok fazla bedel ödedi ve şimdi o ülkede zalimce kadınlar katlediyor.

“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın”.

M. KEMAL ATATÜRK

 

Kadın cinayetlerine sıradan bir olay gibi bakmayın çünkü sizin anneleriniz, eşiniz, çocuklarınız da kadın ve bu durumu meşrulaştırmayalım. Tüm kadınların, kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.

(Toplam 133 kez ziyaret edildi, 1 ziyaret bugün)
Yazı oluşturuldu 1

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.